top of page

Uzlaştırmanın Ceza Soruşturmasındaki Rolü: Affetmek mi, Anlaşmak mı?

  • gurlekhukuk
  • 14 Tem 2025
  • 7 dakikada okunur

Uzlaştırma Nedir?

Affetmek ile Anlaşmak Arasındaki Fark:

Uzlaştırma, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasında belirli suçlar için uygulanan, mağdur (kural olarak müşteki, yani şikâyet eden demektir; ceza muhakemesi anlamında mağdur, suçtan zarar gören ve reşit olmayan kişiyi tanımlar. Ancak genel olarak anlaşılması için mağdur yazılmıştır.) ile şüpheliyi bir araya getirerek anlaşmaya varmaları hâlinde ceza sürecini sona erdiren bir alternatif çözüm yoludur. Halk arasında uzlaştırma kavramı bazen “affetmek” ile karıştırılabilir. Oysa uzlaştırma, mağdurun tamamen vazgeçmesi (affetmesi) değil, şüpheli ile mağdurun karşılıklı rızayla bir anlaşmaya varmasıdır. Bu anlaşma genellikle mağdurun uğradığı zararın giderilmesi veya şüphelinin bir edimde bulunması (özür dileme, tazminat ödeme, belli bir kamu hizmeti yapma gibi) şeklinde olur. Yani burada mağdur, şüpheliyi kayıtsız şartsız affetmiş olmaktan ziyade, bir müzakere sonucunda tatmin edici bir sonuç elde etmeyi kabul etmiştir. Uzlaştırma gerçekleştiğinde, ortada hem bir anlaşma vardır hem de bu anlaşmanın hukuki sonucu olarak devlet, ceza davasını devam ettirmekten vazgeçer.


CMK m.253, hangi suçlarda uzlaştırma uygulanabileceğini detaylı şekilde düzenlemiştir. Genel kural, “soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar” uzlaştırmaya tabidir. Ayrıca Kanun, bazı şikâyete bağlı olmayan suçları da açıkça uzlaştırma kapsamına almıştır (örneğin basit yaralama, taksirle yaralama, tehdit, konut dokunulmazlığının ihlali, hırsızlık, dolandırıcılık gibi belli suç tipleri). Bunun yanı sıra, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve belirli diğer suçlar uzlaştırma kapsamı dışı bırakılmıştır. Bu sınırlamalar, uzlaştırmanın yalnızca belirli ağırlıktaki ve niteliği uzlaşmaya elverişli suçlarda uygulanması amacını taşır. Örneğin, basit bir yaralama olayında taraflar anlaşabilsin istenirken, cinsel saldırı gibi kamu düzenini ve ahlakını derinden etkileyen suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez.


Özetle, uzlaştırma affetmek değildir; karşılıklı anlaşmak suretiyle, suçun sonuçlarını onarma mekanizmasıdır. Bu mekanizmada mağdur, belirli bir tatmin edici sonuca ulaştığı için şikâyetinden vazgeçer ve devlet de kamu davasını sonlandırır. Toplumsal barışın sağlanması hedeflendiğinden, uzlaştırma gönüllülük esasına dayanır.


Uzlaştırma Hangi Suçlarda ve Ne Zaman Uygulanır?

Uzlaştırma kurumu her suç için geçerli değildir. Kanun koyucu, uzlaştırmanın uygulanabileceği suçları tek tek saymıştır. Genel hatlarıyla:

  • Mağdurun şikayetine bağlı suçlar: Bunlar, genellikle kişisel zarar içeren ve devletin cezalandırmada mağdur iradesine önem verdiği suçlardır (örneğin hakaret, basit yaralama, mala zarar verme gibi). CMK m.253/1-a, bu suçlarda uzlaştırma girişimini zorunlu tutar.

  • Şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın bazı suçlar: Kanun bazı suçu, mağdur şikayetçi olmasa bile uzlaştırma kapsamına almıştır. Örneğin kasten yaralama (basit şekli), taksirle yaralama, konut dokunulmazlığını ihlal, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar CMK m.253’te alt bentler halinde sayılmıştır. Bu suçların ortak noktası, mağduru belli olan ve telafisi maddi-manevi mümkün olabilen fiiller olmalarıdır.

  • Uzlaştırma kapsamı dışında bırakılan suçlar: Bazı suçlarda, mağdurun rızası olsa dahi uzlaştırmaya gidilmez. CMK m.253/3, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yapılamayacağını belirtir. Ayrıca birden fazla suçun birlikte işlendiği durumlarda, eğer suçlardan biri uzlaşma kapsamı dışındaysa, diğer suç uzlaşmaya tabi olsa bile uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Bu, ciddi suçların uzlaşma yoluyla örtbas edilmesini önleme amacı taşır.


Zamanlama açısından, uzlaştırma esasen soruşturma evresinde devreye girer. Savcı, dosyayı inceledikten sonra suçun uzlaşmaya tabi olduğunu görürse, iddianame düzenlemeden önce uzlaştırma sürecini başlatır. CMK m.253’e göre eğer yeterli şüphe varsa dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir ve bir uzlaştırmacı görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hem mağdur(lar)a hem şüpheliye uzlaşma teklifini iletir ve süreci yönetir. Eğer uzlaşma teklifi, taraflardan biri tarafından 7 gün içinde reddedilirse veya cevap verilmezse, uzlaşma girişimi sonuçsuz kalır. Yani tarafların kabul iradesi olursa süreç devam eder, aksi halde uzlaşma olmaz ve normal soruşturma/kovuşturma yürür.


Kimi durumlarda uzlaştırma kovuşturma evresinde de uygulanabilir; özellikle soruşturma sırasında uzlaştırma yapılmadan iddianame düzenlendiği fark edilirse veya yeni ortaya çıkan uzlaşma imkânı olursa, dava açıldıktan sonra da uzlaşmaya gidilebilir. Ancak uygulamada temel prensip, uzlaştırmanın savcılık aşamasında tamamlanmasıdır.


Uzlaştırma Süreci Nasıl İşler?

Uzlaştırma süreci, yargılama makamlarından bağımsız fakat onların denetiminde yürüyen bir müzakere sürecidir. Uzlaştırmacı, genellikle hukuk öğrenimi görmüş ve Adalet Bakanlığı listesine kayıtlı tarafsız bir uzlaştırma görevlisidir. Sürecin adımları şöyledir:

  1. Uzlaştırmacının taraflarla iletişimi: Uzlaştırmacı, dosyayı aldıktan sonra en kısa sürede mağdur veya suçtan zarar gören ile şüpheliye (veya yasal temsilcilerine) ulaşarak uzlaştırma teklifini iletir. Bu iletişim çoğunlukla yüz yüze veya telefonla yapılır, ancak hukuken açıklamalı tebligat gönderilmesi de mümkündür. Taraflara uzlaşmanın mahiyeti ve kabul veya reddetmelerinin sonuçları izah edilir.

  2. Tarafların rızası: Uzlaşma tamamen gönüllülük esasına dayanır. Mağdur da şüpheli de kabul etmek zorunda değildir. Taraflardan biri bile uzlaşmak istemezse süreç derhal sona erer ve bu durum tutanağa bağlanır. Uzlaştırmacı, taraflara düşünmeleri için yasal olarak 7 günlük bir süre tanıyabilir; bu süre içinde cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır.

  3. Müzakereler: Eğer taraflar uzlaşma teklifini prensipte kabul ederse, uzlaştırmacı her iki tarafla görüşmeler yapar. Burada amaç, tarafların ortak bir noktada buluşmasını sağlamaktır. Mağdurun talebi genellikle uğradığı zararın giderilmesi yönündedir. Şüphelinin teklifi, özür dilemek, maddi tazminat ödemek, zararı onarmak veya mağdurun kabul edeceği başka bir edimde bulunmak olabilir. Uzlaştırmacı, taraflar arasında mekik diplomasisi yaparak bir anlaşma metni oluşturmaya çalışır. Bu aşamada taraflar aynı odada yüz yüze de görüşebilir, ayrı ayrı uzlaştırmacı aracılığıyla da iletişim kurabilir; yöntem durumun hassasiyetine göre belirlenir.

  4. Uzlaşma raporu: Taraflar bir anlaşmaya varırsa, bu anlaşmanın şartları yazılı hale getirilir. Örneğin şüpheli, mağdura belli bir tutar ödeyecek veya kamu yararına bir bağış yapacak, mağdur da şikâyetinden vazgeçecek şeklinde maddeler kararlaştırılır. Bu anlaşma, uzlaştırmacı tarafından bir uzlaştırma raporu veya belgesi olarak düzenlenir ve taraflarca imzalanır. Rapor, Cumhuriyet savcısının onayına sunulur.

  5. Savcının değerlendirmesi: Savcı, uzlaştırmanın serbest iradeyle ve hukuka uygun bir edimle gerçekleşip gerçekleşmediğini denetler. CMK m.253/17, savcının uzlaşma taraflarının iradesinin özgür olduğunu ve kararlaştırılan edimin hukuka uygun olduğunu belirlemesi halinde raporu mühürleyip imzalayacağını belirtir. Yani, örneğin uzlaşma şartı olarak kanuna aykırı bir edim (mesela bir tarafın diğerine olmayacak bir iyilik yapması) konulmuşsa savcı bunu kabul etmeyecektir. Genellikle maddi ödeme, özür veya belirli yasal faaliyetler hukuka uygun kabul edilir.

  6. Sonuçların uygulanması: Uzlaşma raporundaki edimler yerine getirildiğinde (örneğin şüpheli uzlaşma bedelini ödediğinde veya belirli davranışı gerçekleştirdiğinde), savcı soruşturma hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Eğer uzlaşma kovuşturma safhasında olmuşsa, mahkeme davayı düşürür. Uzlaştırma başarısız olursa, süreç kaldığı yerden (soruşturma veya dava) devam eder; uzlaşma görüşmelerinde söylenenler ise kesinlikle delil olarak kullanılamaz, gizli kalır (CMK m.253/20 gereği).


Bu süreçte zaman sınırlamaları da bulunur. Kanun, uzlaştırma sürecinin makul bir süre içinde tamamlanması için düzenlemeler getirmiştir. Örneğin uzlaştırmacı, dosyayı aldıktan sonra kural olarak 30 gün içinde süreci sonuçlandırmalıdır (ihtiyaç halinde bu süre en fazla 20’şer günlük iki ek süre ile uzatılabilir). Böylece uzlaştırma, yargılamayı sürüncemede bırakacak bir oyalama aracına dönüşmez.


Uzlaşmanın Sonuçları ve Etkileri

Başarılı bir uzlaştırma, ceza muhakemesi açısından nihai bir sonuç doğurur: Şüpheli hakkında soruşturma sonlandırılır, eğer dava açılmışsa düşürülür. Uzlaştırma sağlandığında, şüpheli bu suç nedeniyle ceza almaz; adeta şartlı bir affa kavuşur denebilir. Ancak bunun için uzlaşma anlaşmasındaki edimlerin tam olarak yerine getirilmesi şarttır. Örneğin taraflar uzlaşma kapsamında 5.000 TL tazminat ödenmesini kararlaştırdılarsa, bu para ödendiğinde uzlaşma tamamlanmış sayılır ve savcılık dosyayı kapatır. Eğer şüpheli uzlaşma gereğini yapmazsa, uzlaşma raporu adeta bir ilâm (mahkeme kararı) gibi icraya konulabilir ve ayrıca ceza davası da devam edebilir.


Uzlaşma anlaşması yerine getirildiğinde, mağdur artık aynı fiil için şikayetçi olamaz ve ceza talep edemez. Çünkü uzlaşma ile birlikte mağdurun şikayeti geri çekilmiş ve devlet de ceza hakkını kullanmamıştır. Burada önemli bir nokta, uzlaşmanın hukuk davasına etkisidir. Eskiden CMK 253/19 hükmü uyarınca uzlaşma sağlanınca mağdurun tazminat davası açma hakkı da düşmekteydi. Bu durum, uzlaşan mağdurların ayrıca maddi-manevi tazminat talep edememesi sonucunu doğuruyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi 2023 yılında bu kuralı iptal etti. AYM, uzlaşma halinde tazminat davası açılamayacağını öngören hükmün mağdurlar açısından hakkaniyete aykırı olduğuna karar vererek, CMK 253/19’daki “Uzlaşmanın sağlanması halinde, … tazminat davası açılamaz;…” ibaresini Anayasa’ya aykırı bulup iptal etti. Bu kararla birlikte, artık uzlaşma olsa bile mağdur, uğradığı zararın karşılanmadığını düşünüyorsa fail aleyhine hukuk mahkemesinde tazminat davası açabilir. Özellikle bazı durumlarda, uzlaşma sırasında zarar tam hesaplanamayabilir (örneğin bir trafik kazasında mağdurun tedavi süreci sürerken uzlaşma yapılmışsa, sonradan ortaya çıkan ek masraflar olabilir). AYM kararının gerekçesinde de, uzlaşma anında gelecekte doğabilecek zararların öngörülemeyebileceğine, bu nedenle mağdurun tazminat hakkının tamamen ortadan kaldırılmasının ölçüsüz olduğuna değinilmiştir. Sonuç olarak, güncel hukukta uzlaşma, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırsa bile mağdurun tam tatmin olmadığı hususlarda ayrıca tazminat talep etmesinin önünü kapatmamaktadır.


Uzlaştırmanın Anayasal ve Toplumsal Değerlendirmesi

Uzlaştırma kurumu, suçtan doğan çatışmayı onarma (restoratif adalet) anlayışının bir parçasıdır. Fail ile mağdurun aktif katılımıyla çözüme ulaşmak, toplumsal barış ve onarım açısından olumlu kabul edilir. Ancak bu mekanizma doğru uygulanmazsa veya dayatma ile işletilirse adil olmaz. Bu bakımdan Türkiye’de uzlaştırma, Anayasa Mahkemesi ve yüksek yargı kararlarıyla da denetlenmektedir.


Örneğin, AYM bir kararında uzlaştırma teklifinin usulüne uygun anlatılmadan mağdurca kabul edilmesi neticesinde mağdurun daha sonra pişman olup tazminat talep edememesinin hak ihlali olabileceğine işaret etmiştir. Bu nedenle, uzlaşma teklif edilirken “kabul ederseniz artık ayrıca dava açamazsınız” bilgisinin açıkça verilmesi gerektiği kuralı getirilmiştir. Nitekim CMK 253’te de uzlaşma teklifinde bulunulurken hukuki sonuçların taraflara anlatılması zorunludur.


Toplumda zaman zaman uzlaşmanın “parayla cezadan kurtulma” veya “adaletin özelleşmesi” gibi algılanmasına karşı, yargı mercileri uzlaşmanın amacını vurgulamaktadır. Uzlaştırma, ceza adalet sisteminin yükünü hafifleten, tarafların rızasına dayalı bir hızlı çözüm aracıdır. Mağdur uğradığı zararı süratle tazmin alabildiği için memnun olabilir; fail ise sabıkalı olmaktan kurtulup hayatına devam edebilir. Ancak elbette bu sonuç, ciddi suçlarda değil, belli ölçüde hafif ve uzlaşmaya elverişli suçlarda öngörülmüştür.

Yargıtay uygulaması da, uzlaştırma usulünün doğru işletilmesi konusunda duyarlıdır. Eğer uzlaşma kapsamına giren bir suçta uzlaştırma yapılmadan dava açılır ve hüküm verilirse, usul hatası sayılıp bozma nedeni olmaktadır. Bu yüzden savcılık ve mahkemeler, dosyanın uzlaşmaya tabi olup olmadığını incelemek zorundadır.


Sonuç olarak

Uzlaştırma “affetmek mi, anlaşmak mı?” sorusunun cevabı olarak anlaşmaktır. Mağdur failin eylemini kabul edilebilir bulduğu için değil, uzlaşma karşılığında belli bir giderim aldığı için şikayetinden vazgeçer. Fail de cezadan kurtulmak için sorumluluk alıp anlaşma koşullarını yerine getirir. Böylece ceza hukuku yaptırımı devreye girmeden, ama mağdurun tatmini sağlanarak toplumsal barış tesis edilmiş olur. Bu kurumun başarılı işlemesi, her iki tarafın da özgür iradesine ve tatmin duygusuna bağlıdır.


Bu yazı, hukuk bilimine katkı sağlamak maksadıyla kaleme alınmıştır.

 

Her somut olay, kendi özelinde ve koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

 

Bu yazı, herhangi bir kişi veya kuruma yönelik hukuki görüş teşkil etmemekte olup, sadece yüklendiği tarih itibarıyla yazarın mevzuata ve içtihata dair yorumunu göstermektedir. Yazar, okuyucuyla ilgili kendisine danışılmadığı sürece hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir. Kanunlar, yönetmelikler ve uygulamalar zaman içerisinde değişir; çünkü hukuk ve muhakeme, insanlar yaşadıkça evrilmeye mahkumdur. Adil yargılanma ve kanunlara uygun bir muhakeme olduğu sürece, mevzuatın değişmesi sizleri endişelendirmesin.

 

Hukuki metinler, kanaatler ve yorumlar birer anlık fotoğraf gibidir; yalnızca çekildikleri zamanın gerçekliğini yansıtırlar. Bu nedenle, bu yazıda yer alan değerlendirmelerin ileride yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerle geçerliliğini yitirmesi mümkündür.

 

Bu yazının içeriği, bir avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz ve yazıdan kaynaklı olarak doğabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumluluk kabul edilmez.

 

Mevzuat ve içtihat dışında, yazının tüm fikri hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz; izinsiz şekilde kopyalanamaz veya herhangi bir mecra ya da platformda yayınlanamaz. Türkiye Barolar Birliği ile Adana Barosu’nun hakları saklıdır.

 

Hukukun ışığıyla yürümek isteyen herkese açık, samimi ve dürüst bir tartışma zemini sunmak dileğiyle…

 

Tüm hakları saklıdır, oguzgurlek.com

 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page