top of page

Arama Kararı Nedir? Ceza Muhakemesi Hukukunda Arama Kararı Nasıl Verilir?

  • gurlekhukuk
  • 14 Tem 2025
  • 6 dakikada okunur

Arama Kararı Nedir?

Hangi Makamlar Tarafından Verilir?

Ceza muhakemesi hukukunda “arama kararı”, suç şüphesi altında bulunan bir kişinin üzerinde, eşyasında, konutunda, işyerinde veya ona ait diğer yerlerde aramaya izin veren yargı kararını ifade eder. Arama, gizli ve saklı delilleri ortaya çıkarmak amacıyla yapılan bir işlemdir; açıkta duran veya herkesçe görülebilen eşya aramanın konusu olmaz. Bu nedenle, arama işlemi başlamadan önce belirli şartların oluşması gerekir. CMK m.116, arama yapılabilmesi için “yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe” bulunmasını şart koşar. Bu makul şüphe, aramaya konu fiil ve kişiyle ilgili somut olgulara dayanmalıdır. Arama kararı, kural olarak hâkim tarafından verilir; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amiri yazılı emirle arama yapılmasına izin verebilir.


Dikkat edilmelidir: Konut, işyeri ve halka açık olmayan kapalı alanlarda arama yalnızca hâkim kararıyla veya acil hâllerde savcının yazılı emriyle yapılabilir; kolluk amirinin emri bu kapalı mahaller için tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla, arama sürecinde asıl karar mercii hâkimdir ve savcı da sadece ivedi durumlarda devreye girebilir.


Aramanın Koşulları:

Makul Şüphe ve Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hâller

Makul şüphe, arama kararı için temel koşuldur. 2014 yılında yapılan yasal değişikliklerle “makul şüphe” kavramı üzerinde tartışmalar yaşanmış olsa da güncel mevzuata göre arama kararında makul şüphe aranır ve bu şüphe somut olgulara dayanmalıdır. Örneğin, kişinin suç işlediğine dair duyumlar yerine, kişinin evinde suç eşyası sakladığına dair belirli bir bilgi veya gözlem makul şüpheyi oluşturur. Bunun yanı sıra, gecikmesinde sakınca bulunan hâl denilen acil durumlar da arama usulünü etkiler. Eğer delillerin yok olma ihtimali veya şüphelinin kaçma tehlikesi varsa, savcının derhâl arama emri vermesi mümkün hale gelir. Bu durumda bile, arama emri yazılı olmalı ve sonradan derhal hâkim onayına sunulmalıdır. Kolluk amirinin yazılı emriyle yapılan aramalarda da sonuç, derhâl Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Yani, her koşulda bir yargısal denetim mekanizması bulunur.


Gecikmesinde sakınca bulunan haller, pratikte örneğin suçüstü halleri veya çok acil istihbarata dayalı operasyonel durumlar olabilir. Kanun, suçüstü durumunda ya da firar eden tutuklu/hükümlünün yakalanması gibi hallerde bazı istisnalara izin vermiştir. Nitekim CMK m.118, normalde gece vakti konut, işyeri gibi kapalı yerlerde arama yapılamayacağını belirtirken, suçüstü veya acil durum varsa gece aramasının da mümkün olduğunu hükme bağlar. Özetle, arama için kural gündüz vakti ve hâkim kararıyla işlem yapmaktır; ancak zaman kritikse ve yeterli şüphe mevcutsa, hukuka uygun biçimde savcının (ve gerekiyorsa kolluk amirinin) devreye girmesi kanunen kabul edilmiştir.


Konutta, İşyerinde ve Araçta Arama:

Farklar ve Özel Şartlar

Konut araması, kişinin Anayasa ve kanunlarla korunan özel hayat alanına en fazla müdahale oluşturan arama türüdür. Bu nedenle, konutta arama yapılması sıkı şartlara bağlanmıştır. CMK m.119’a göre konutta (ve işyerinde ya da umuma kapalı diğer alanlarda) arama yapabilmek için kural olarak hâkim kararı gerekir; acil durum varsa savcı yazılı emir verebilir, ancak savcıya ulaşılamıyorsa kolluk kendi başına konut araması yapamaz. Ayrıca gece vakti konutta arama yasağı temel kuraldır: Konut ve işyerinde geceleyin (güneş battıktan doğuncaya kadar geçen süre) arama yapılamaz. Yalnızca suçüstü durumları veya kaçan bir tutukluyu yakalama gibi zaruri hallerde bu yasak istisna edilir. Bu kural, bireylerin gece yarısı evlerinin ani baskınlarla aranmasının ancak çok haklı sebepler varsa mümkün olabileceğini gösterir.


İşyeri araması da benzer korumaya tabidir. İşyerinin de kapalı bir alan olması ve kişinin kullanımında bulunması nedeniyle, işyeri aramalarında da hâkim kararı şarttır. Ancak işyerinin halka açık bir mekân olup olmamasına göre pratik farklar doğabilir. Örneğin, gündüz vakti müşterilere açık bir dükkânda, açık alan kısımlar için arama değil yoklama veya kontrol niteliğinde işlemler yapılabilir; fakat işyerinin depo, ofis gibi kapalı kısımları konut gibi korunur. CMK, “kamuya açık olmayan kapalı alan” ifadesiyle bu ayrımı yapmıştır. Dolayısıyla bir kafeteryanın mesai saatinde salon kısmında polis gözle görülen suç deliline el koyabilir (arama sayılmadan), ama kafeteryanın içindeki ofisi aramak için hâkim kararı gerekecektir.


Araç araması genellikle kolluğun durdurduğu taşıtlarda yaptığı aramaları ifade eder. Araç, kapalı bir mekân olsa da konut kavramına girmez; bu nedenle uygulamada araç aramaları daha esnek görülmekle birlikte, hukuken araçlar da CMK 116 kapsamındadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, araçların görünmeyen bölümlerinde yapılacak aramanın da hukuka uygun bir arama kararı veya emrine dayanması gerektiğini vurgulamıştır. Örneğin, polisin trafikte durdurduğu aracın direksiyon altına el yordamıyla gizli bir bölmeye bakması gerçek anlamda bir arama kabul edilir veya hâkim kararı ya da PVSK kapsamında önleme araması kararı olmadan elde edilen deliller hukuka aykırı sayılır. Ancak aracın içinde polisin gözle görülür şekilde fark ettiği bir suç unsuru varsa (mesela arka koltukta görünen silah veya uyuşturucu paketleri), bu durumda ayrıca bir arama kararı aranmaksızın suçüstü kapsamında el konulabilir. Özetle, araç aramalarında da görünür olan ile gizli alan farkı önem taşır; gizli alanlara müdahale için kural olarak yargısal karar gerekir.


Arama Sırasında Uyulması Gereken Usul ve Güvenceler

Hukuka uygun bir arama yapılabilmesi için yalnızca kararın varlığı yetmez; arama işleminin icrası sırasında da kanunun öngördüğü bazı güvencelere uyulmalıdır. Bunlardan ilki, arama kararının kapsamının belirli olmasıdır. CMK m.119 uyarınca, arama karar veya emrinde aramanın dayandığı fiil, aranacak kişinin kimliği, aranacak yerin adresi veya eşyalar ve kararın geçerli olacağı süre açıkça belirtilmelidir. Bu, “her ihtimale karşı” sınırsız bir arama yapılamayacağı, karar neyi kapsıyorsa kolluğun onunla sınırlı arama yapabileceği anlamına gelir.


Aramaya başlanırken, yetkililerin kendilerini tanıtması ve kararın gösterilmesi gerekir. Özellikle konut ve işyeri aramalarında, arama sırasında hazır bulunabilecek kişiler kanunen belirlenmiştir. Aranacak yerin sahibi veya eşyasının zilyedi (maliki) aramada mümkünse hazır bulundurulur; eğer kendisi yoksa kanuni temsilcisi, akrabası, beraber oturduğu biri ya da komşusu bulundurulur. Bu kural, arama işleminin şeffaflığını sağlamak içindir. Ayrıca CMK 119’da, “Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapılabilmesi için, o yerin ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulması” zorunlu tutulmuştur. Böylece, savcı fiilen bulunmuyorsa bile sivil iki tanığın aramaya nezaret etmesi sağlanarak işlemin sonradan denetlenebilirliği teminat altına alınır.


Arama sonunda, hakkında arama yapılan kişiye talep ederse bir belge verilmesi gerekir. Bu belge, aramanın CMK 116-117’ye göre yapıldığını, aramanın konusunu oluşturan fiilin ne olduğunu ve eğer hiçbir suç unsuruna rastlanmadıysa bunun belirtildiğini içermelidir. Ayrıca el konulan eşya varsa, bunların listelendiği bir tutanak/defter de verilir. Kişi, el konulan eşyalarla ilgili mülkiyet iddiasını veya itirazını bu belgede belirtebilir. Bu usuli güvenceler, aramanın ardından ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, örneğin “evimden şu eşya kayboldu” veya “arama izinsiz yapıldı” iddialarında, resmi kayıtların bulunmasını sağlar.


Özel Düzenleme Gerektiren Yerler:

Avukat Bürosu, Askerî Mahaller ve Diğerleri

Bazı mekânlar, niteliği gereği arama bakımından özel korumalara sahiptir. Avukat büroları bunların başında gelir. CMK m.130, avukatlık bürolarında arama ve el koymayı ayrı bir madde ile düzenlemiştir. Buna göre avukatın bürosu ancak mahkeme kararıyla ve karar belgede belirtilen olayla sınırlı olarak, Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir; ayrıca baro başkanı veya temsilcisi bir avukat aramada hazır bulundurulur. Bu hüküm, avukatların müvekkilleriyle olan yazışma ve belgelerinin gizliliğini korumaya yöneliktir. Arama sonucunda bir eşya el konulacaksa, avukat veya baro temsilcisi bunun mesleki ilişkiye dair olduğunu ileri sürerek itiraz edebilir; bu durumda el konulan materyal mühürlenerek korumaya alınır ve 24 saat içinde hakim kararıyla bu itiraz değerlendirilir. Hakim, gerçekten avukat-müvekkil ilişkisinin parçası olan bir belge olduğunu saptarsa, o belge derhal avukata iade edilir ve aramayla ilgili tutanaklar dahi imha edilir. Görüldüğü üzere, avukat bürolarında arama süreci, olağan aramadan çok daha kısıtlı ve denetimli bir şekilde gerçekleştirilir.


Askerî mahaller de özel düzenlemeye tâbi yerlerdir. CMK 119/5 hükmü uyarınca, kışla, ordugâh gibi askerî bölgelerde arama yapılması için Cumhuriyet savcısının nezareti ve ilgili askerî makamların katılımı şarttır. Acil hallerde savcı yazılı emir verse bile arama, askerî makamların iştirakiyle yapılmalıdır. Bu düzenleme, askeri alanların güvenlik ve hiyerarşik yapısından kaynaklanır.


Benzer şekilde, diplomatik dokunulmazlık olan yerler (büyükelçilik binaları gibi) uluslararası hukuktan gelen korumaya sahiptir; bu tür yerlerde arama, fiilen ülke egemenliği dışında sayıldığından, ancak misyon şefinin rızası veya çok istisnai hallerde yapılabilir (bu husus Ceza Muhakemesi Kanunu’nda değil, uluslararası sözleşmelerde düzenlenmiştir).


Hukuka Aykırı Arama ve Sonuçları

Arama işleminin kanunda öngörülen usul ve şartlara aykırı yapılması durumunda, elde edilen deliller hukuka aykırı hale gelir. Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a, 217/2 gereğince hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller, hükme esas alınamaz. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu, arama kararı olmaksızın yapılan bir arama sonucu ele geçirilen delillerin hukuka aykırı olduğunu ve mahkumiyette kullanılamayacağını açıkça belirtmiştir. Örneğin, polis arama kararı almadan bir işyerindeki kasayı sanığa açtırmış ve içeriden suç delilleri bulmuşsa, bu deliller geçersiz sayılacaktır. Aynı şekilde, araçta veya üst aramasında hukuka aykırılıklar varsa, buralardan elde edilen bulgular mahkemede değersiz kalır. Bu durum, “zehirli ağacın meyvesi” kuralı olarak bilinir; usulsüz aramanın sonucu olarak elde edilen delil de zehirli sayılır.


Özetle, Ceza Muhakemesi hukukunda arama kararı verilmesi, temel hakları yakından ilgilendiren bir koruma tedbiri olduğu için kanun koyucu tarafından sıkı şartlara bağlanmıştır. Hâkim denetimi esastır; savcının rolü, acil durumlarla sınırlı bir istisnadır. Konut, işyeri gibi mahrem alanlar ile avukat büroları gibi özel korunan yerler için ilave güvenceler mevcuttur. Bu kurallara uyulmaksızın yapılan aramalar, kısa vadede kolluğun elini rahatlatıyor gibi görünse de uzun vadede delillerin değerini yok ederek adalet sürecine zarar verecektir. Bu nedenle, hem uygulayıcılar hem vatandaşlar arama kararı süreçlerinin farkında olmalı ve hukuka uygun arama ilkesine riayet etmelidir.


Bu yazı, hukuk bilimine katkı sağlamak maksadıyla kaleme alınmıştır.

 

Her somut olay, kendi özelinde ve koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

 

Bu yazı, herhangi bir kişi veya kuruma yönelik hukuki görüş teşkil etmemekte olup, sadece yüklendiği tarih itibarıyla yazarın mevzuata ve içtihata dair yorumunu göstermektedir. Yazar, okuyucuyla ilgili kendisine danışılmadığı sürece hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir. Kanunlar, yönetmelikler ve uygulamalar zaman içerisinde değişir; çünkü hukuk ve muhakeme, insanlar yaşadıkça evrilmeye mahkumdur. Adil yargılanma ve kanunlara uygun bir muhakeme olduğu sürece, mevzuatın değişmesi sizleri endişelendirmesin.

 

Hukuki metinler, kanaatler ve yorumlar birer anlık fotoğraf gibidir; yalnızca çekildikleri zamanın gerçekliğini yansıtırlar. Bu nedenle, bu yazıda yer alan değerlendirmelerin ileride yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerle geçerliliğini yitirmesi mümkündür.

 

Bu yazının içeriği, bir avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz ve yazıdan kaynaklı olarak doğabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumluluk kabul edilmez.

 

Mevzuat ve içtihat dışında, yazının tüm fikri hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz; izinsiz şekilde kopyalanamaz veya herhangi bir mecra ya da platformda yayınlanamaz. Türkiye Barolar Birliği ile Adana Barosu’nun hakları saklıdır.

 

Hukukun ışığıyla yürümek isteyen herkese açık, samimi ve dürüst bir tartışma zemini sunmak dileğiyle…

 

Tüm hakları saklıdır, oguzgurlek.com

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page